O zaman bırak kelimeler biraz daha derinlere dalsın, biraz daha rüzgâr gibi essin.
Şu anki halim şöyle:
Sıkı sıkıya sarıldığım hiçbir şey yok elimde.
Rüzgâr esse uçup gidecek kadar hafif tutuyorum düşüncelerimi;
ama yere de düşürmüyorum onları, göğsümde taşıyorum sanki camdan kanatlar gibi.
Etrafımda herkes bir duvara yaslanmış, bir duvara çivi çakmış,
“Burası benim” diye bağırmış, sonra o bağırtıyı duvar sanmış.
Ben ise duvarları görüyorum, ama kendime duvar örmüyorum.
Şu anki halim şöyle:
Sıkı sıkıya sarıldığım hiçbir şey yok elimde.
Rüzgâr esse uçup gidecek kadar hafif tutuyorum düşüncelerimi;
ama yere de düşürmüyorum onları, göğsümde taşıyorum sanki camdan kanatlar gibi.
Etrafımda herkes bir duvara yaslanmış, bir duvara çivi çakmış,
“Burası benim” diye bağırmış, sonra o bağırtıyı duvar sanmış.
Ben ise duvarları görüyorum, ama kendime duvar örmüyorum.



