Bu Blogu Takip Et

Sayfalar

Translate

26 Ocak 2026 Pazartesi

İletişim Çağındayız Ama En Büyük Sorunumuz Yine İletişim


Bir elimizde saniyede binlerce kelime taşıyan ekran, diğer elimizde yirmi dört saat açık bir ağız. Buna rağmen çoğu insan kendini hiç olmadığı kadar anlaşılmamış hissediyor. İletişim çağındayız diyorlar; evet, teknik olarak öyleyiz. Ama duygusal, içten, onarıcı, gerçekten “karşı tarafa ulaşan” iletişim bakımından ise belki de tarihin en fakir dönemindeyiz.


Eskiden bir mektup yazmak üç gün sürerdi. O üç günde cümleler defalarca tartılır, kelimeler silinir, yerine yenileri konurdu. Bugün aynı sürede yüzlerce mesaj atabiliyoruz ama çoğu “okundu” tikinin ötesine geçemiyor. Okunmak ile anlaşılmak arasındaki mesafe, hiçbir çağda bu kadar açılmamıştı.
Sorun şu: Araç çoğaldıkça niyet inceliyor.
Emoji bolluğu duyguyu seyreltiyor.
Sesli mesajın kolaylığı, gerçekten dinlemeyi zorlaştırıyor.
“haha”, “😂”, “ayn”, “+1” gibi ifadeler, aslında konuşmayı bitirmenin en hızlı yolları haline geldi. Karşımızdaki insanın anlattığı acıyı, sevinci, korkuyu, öfkeyi gerçekten duymak yerine “anladım” demenin en kısa yolunu arıyoruz.

En trajik olanı ise şu: Anlaşılmak isteyen insan sayısı artarken, gerçekten anlamaya çalışan insan sayısı azalıyor. Çünkü anlamak zaman ister, dikkat ister, ego’yu bir kenara koymayı ister. Hepsi de modern dünyanın en kıt kaynakları.Bir taraf “neden yazmıyorsun?” diye kırılıyor,
öbür taraf “ne diyeceğimi bilemiyorum ki” diye susuyor.
Biri “soğuk davranıyorsun” diyor,
diğeri “aslında çok şey hissediyorum ama gösteremiyorum” diye düşünüyor.
Ve bu iki cümle arasındaki uçurumda binlerce ilişki sessizce kan kaybediyor.
İletişim çağının en büyük yalanı şu: “Daha çok kanala sahip olmak = daha iyi iletişim kurmak”.
Hayır. Daha çok kanal, daha çok yanlış anlaşılma, daha çok yüzeysellik, daha çok “görüldü” travması demek.
Gerçek iletişim hâlâ eski usul şeyler gerektiriyor:
  • Göz göze bakmak (ekran yerine)
  • Cümleyi yarıda kesmemek
  • “Sen ne hissediyorsun?” diye gerçekten sormak ve cevabı aceleye getirmemek
  • Suskunluğu yargılamadan taşıyabilmek
  • “Haklısın” demek yerine “seni anlıyorum” diyebilmek
  • Ve en zoru: özür dileyebilmek, hem de emoji koymadan, düzgün bir cümleyle.
Teknoloji bize inanılmaz bir hediye verdi: mesafeleri yok etti.
Ama aynı teknoloji bize çok daha tehlikeli bir şey öğretti: yakınlık taklidi yapmayı.
Ve en acısı, birçok insan artık gerçek yakınlıkla taklit arasındaki farkı bile ayırt edemiyor.
Belki de çağımızın en politik doğrucu olmayan gerçeği şu:
İnsanlar eskisi kadar konuşmuyor değil; eskisi kadar birbirini duymuyor.
İletişim çağındayız evet.
Ama en büyük iletişim sorunu hâlâ aynı:
Karşımızdakini gerçekten görmek istememek.
Ve ne yazık ki, bunu çözecek uygulama henüz geliştirilmedi.
Çünkü o uygulama kodla değil, niyetle çalışır.

Yaşam ve İnsan için her şey Genel Kültür, Bilgi Bankası

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Lütfen beğendiğiniz konulara yorumlar yazarak, diğer kullanıcıların takip etmesinde yarar sağlayınız.