Bu Blogu Takip Et

Sayfalar

Translate

Mitoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mitoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Nisan 2010 Perşembe

Mitolojik Karakterler

Argus

Herşeyi görendir. Bir sürü gözü olan bir adam. Önceleri sadece 4 gözü olduğunu söylerler. Sonra 100 tane olmuş. Argus hakkında anlatılan pek çok hikaye vardır. Bi sürü macera geçmiştir başından. Arcadia'yı kırıp geçiren bir boğayı nasıl hakladığı, bir sığırı öldüren satyr'in hakkından gelişi, Apis'in öcünü alıp Echidna'yı öldürmesi meşhurdur. Argus, Io'yu Hera'dan korurken Hermes tarafından öldürülmüştür.

Chimaera



Ona Typhoeus ve Echidna hayat vermiştir. Vücudunun ön tarafı aslan, orta kısmı keçi ve bir yılan kuyruğundan oluşmuştur. Ağzından alev üfler. Lycia'yı sığırları öldürdüğü için acımasızca katletmiştir. Bellerophon tarafından öldülene dek, hayatını orayı burayı ateşe vererek geçirmiştir.

Cycloplar

Cycloplar, kafalarının ortasında tek gözleri olan devasa yaratıklardır. Üç tanesi gökgürültüsü, şimşek ve yıldırımı simgeler (Brontes, Steropes ve Arges). Gaea ve Uranus'un çocuklarıdır. Tarihin ilk demircileri onlardır. Cronus tahta geçtiğinde Cyclopları Tartarus'a hapsetmişti. Zeus onları kurtardı ve onlar da Zeus tarafında Titanlara karşı savaştılar. Zeus'a şimşek ve yıldırım olan silahlarını verdiler. Sonra da hayatlarını Zeus'un demircileri olarak Olypmos dağında geçirdiler. Aplollo, oğlu Asclepius'u öldüren Zeus'tan öç almak için onları öldürdü.

Echidna

Yarı nympha, yarı benekli yılan olan dişi bir canavardır. Ancak ordan geçenleri parçalayıp yemek için dışarı çıktığı bir mağarada yaşar. Bu yaratığın bir yaşı yoktur ama ölümsüz de değildir. Bir gün uyurken Argus tarafından öldürülmüştür. Typhoeus ile zaman zaman çiftleşerek şekilsiz yaratıklar doğurmuştur.

Yeşil Tenli Çocuklar

Çılgın bir rüzgârla Dünya'ya düştüler.

Yeşil Tenli Çocuklar

Geçen yüzyıllarda İspanya'da ve İngiltere'de, garip bir şekilde ortaya çıkan, tüm vücuttan yeşil renkte olan çocuklardan söz ediliyordu. Acaba bu olaylar gerçek mi, yoksa ortaçağın batıl inançlarından kaynaklanan bir safsata mı?

1887 YILININ AĞUSTOS ayında bir gün, İspanya'nın Banjos köyü yakınlarındaki tar*lada çalışan iki köylü, birden ilerideki bir mağaradan çıkan iki çocukla karşılaştılar. Köylüler şaşkınlık içerisindeydiler. Çünkü, biri erkek biri kız olan çocukların tenleri yem*yeşildi. Üzerlerindeki elbiselerin kumaşları ise hiç bilinmeyen türden, garip bir kumaştı. En az köylüler kadar, yeşil çocuklar da şaşırdılar.

Tenleri yeşildi
Sonraki beş gün boyunca, çekik gözlü, yüz çizgileri biraz zencileri hatırlatan yeşil çocuk*lar, önlerine konulan tüm yiyecekleri reddetti*ler. En sonunda taze fasulye yemeye razı oldular. Kısa bir zaman sonra erkek çocuk halsizlikten, belki de bakımsızlıktan öldü.
Kız çocuk ise yörenin yargıcı Ricardo da Calno'ya teslim edildi. Yargıç Calno, hura*felere pek inanmayan, gerçekçi bir insandı. Bu bakımdan kızın "yüzündeki boyayı" silebil-mek için çok uğraştı. Tabii, çabaları boşu-naydı... Bir sonuca yaramayınca da, kızın gerçekten de yeşil bir tene sahip olduğunu -zor da olsa- kabul etmek zorunda kaldı.
Aradan beş yıl geçti. Kız yeni yaşantısına alışmaya başlamıştı. Bu arada İspanyolcayı da öğrenmişti. Hatta tenindeki yeşillik de kaybol*mak üzereydi. Fakat o sıralarda oluverdi.


Güneşsiz bir ülke
Yeşil kız, geldikleri ülkeyle ilgili olarak garip bir öykü anlatıyordu. Onun ifadelerine göre. Güneş'i tanımayan bir yerde oturuyorlardı. Kendi ülkelerinin karşısında bir geniş nehir görünüyordu. Bu nehrin ötesinde de Güneş'le aydınlanan bir başka ülke vardı. Günün birinde korkunç bir fırtına kopmuş, çılgın bir rüzgâr onu ve küçük kardeşini kapıp, bir mağaranın ortasına atmıştı. Bir süre el ele yürümüşler, böylece Banjoslu köylülerin hasatla uğraşüklan o tarlaya varmışlardı.


Bir 14. yüzyıl İngiliz şiiri dan Slr Gavvalne ve Yeşil Şövalyeden bir sahne: Esrarengiz Yeşil Şövalye, ölümle karşılaşıyor. Şövalyenin yeşil rengi ona büyülü bir güç veriyordu. Bazı kişiler Yeşil Şövalye şiiri ile yeşli çocuklar arasında İlişki olduğunu savunuyorlar.


Doğruluğuna inanıyor
O günü hatırlayanlardan hâlâ yaşayanların olduğu söyleniyor. Bu kişiler, bu olayın canlı tanıklarıdırlar. Barcelona'dan bu olayı incele*mek için gelen bir din adamı, sonradan şunları yazdı:
"Dinlediklerime öylesine yürekten inandım ki, nedenini anlayamadığım ve akıl gücüyle bir açıklamada bulunmaya kalkışmadığım halde yeşil çocuklar olayının doğruluğunu kabul etmek zorundayım."

İngiltere'de de benzeri anlatılıyor
İspanya'daki yeşil çocuklar olayı ile çok benzer özellikler taşıyan bir diğer yeşil çocuklar olayından daha söz ediliyor. Ortaçağda yaşa*mış İngiliz simyacı Guillaume de Nevvburgh, bir eserinde şöyle yazıyor:


"Vulfputes denilen yörede hasat toplayan köylüler, biri kız, diğeri erkek, tenleri yeşilimsi, elbiseleri ise bilinmeyen bir maddeden yapılmış iki çocukla karşılaştılar. Çocuklar önceleri hiç*bir yiyeceğe yaklaşmadılar. Sonra biraz ötede gördükleri baklalardan yediler.
Geldikleri yer sorulunca, Aziz Martin'in ülkesinden geldiklerini söylediler. Bir yeraltı geçidinden geçtiklerini, bir ses tarafından çağ*rıldıklarını, ülkelerinde Güneş'in parlamadı-ğını, oysa her yerin aydınlık olduğunu anlatıyorlardı."

Başka bir dünyadan mı?
Araştırmacı yazar Harold T. VVilkins, Flying Saucers Uncensored (Sansüre Uğramamış Uçandaireler) adlı kitabında konuya ilişkin olarak şunları yazıyor:

"12. yüzyılda yaşamış olan keşiş Tilburyli Gervase, İngiltere'nin Suffolk yöresindeki bazı mağaralardan ya da çukurlardan ortaya çıkan yeşil çocuklardan söz eder. Söz konusu çocuklar öylesine tuhaf koşullar altında ortaya çıkmışlar*dır ki, insan bunların uzaydaki herhangi bir dün*yadan ya da dünyada yer alan herhangi bir yeraltı âleminden ışınlandıkları sonucuna vara*bilir. Aynı öyküye üç manastır tarihçisinin kayıtlarında da rastlanır. Bunlar, Newburghlu VVilliam, Walsingham ve Giraidus Cambrensis' tir."

Manastınn yakınında
Harold T. Wilkins söz konusu kitabında yeşil çocuklarla ilgili olarak şunları söylüyor: "İngiltere'de aziz kral ve şehit Edmund'un manastırında altı-yedi kilometre ötede bir köy vardır. Bu köyün yakınında, adına îngilizcede 'Wolfpittes' denilen garip ve ilginç birtakım kalıntılara rastlanır. Yakındaki köy de bu kalın*tıların adı ile anılır."


Kimi inanışlarda doğanın gücünü, kimilerinde ise kötülüğü simgeleyen yeşil adam adı, İngiltere'deki birçok kafeteryanın adı olarak kullanılıyor.


Garip bir kumaştan giysiler
Wilkins şöyle devam ediyor: "Bir hasat zamanı köylüler tahıl dev sinyorlardı. Birden yakınlar*daki bir çukurdan sürünerek çıkan iki çocuğu fark ettiler. Biri kız diğeri erkek olan çocukların tüm vücutları yemyeşil bir renkteydi. Üzerlerin*deki giysilerin kumaşları, köylülerin o zamana kadar hiç görmedikleri türden bir kumaştı. Kumaşın dokuması da köylüler tarafından bilin*meyen türdeydi.
Çocuklar hasat yapan köylüler tarafından köye götürülünceye kadar, şaşkın bir halde hasat yerinde dolaşıp durdular. Köyde, bu ola*yın garipliği karşısında hayrete düşen birçok kişi çocukların başına üşüştü."



1154 te İngiltere'yi yöneten Kral Stephen. Onun döneminde ülke ekonomisi çökmüş, yoksulluk yaygınlaşmıştı. Bu ortamda birçok aile ekonomik zorluklardan ötürü çocuklarını terk ediyordu. Ya yeşil çocukları kim terk etmişti?

Yemek yemeyi bilmiyorlar
"Birkaç gün süreyle çocuklar önlerine konulan bütün yiyeceklere, son derece aç olmalarına rağ*men ellerini bile sürmediler. Bir zaman sonra önlerine konulan fasulye yemeğine gözlerini diktiler.Yemeği nasıl yiyeceklerini bilmiyor*lardı. Sonunda köylülerden birinin yardımıyla yiyebildiler." yasamoyunu.com
Wilkins'in anlattığına göre çocuklar, son*raki günlerde, ekmek yemeyi öğreninceye kadar bu gıda ile beslendiler. Köylülerin anlat*tıklarına göre, çocukların derilerinin rengi, yiyeceklerin etkisiyle yavaş yavaş değişmeye başladı. Hatta ingilizce konuşmayı bile öğrendiler.

Mitoloji ve Kadın



Mitolojinin erkeklerin bakış açısına göre yazıldığı ve söylendiği açık bir gerçektir.Hemen hemen bütün mitlerde kadınlar ikinci sınıf insan olarak ele alınır.Onlar yaratılışa sonradan katılmış kişilerdir.Öyle ki zaman zaman daha da ileri gidilip aşağılık ve kötü tip olarak nitelenirler.Herhangi bir mitte bir bireyin ruhsal gelişmesi anlatılıyorsa bu olayda kadının önemli bir yer tuttuğu çok az görülür.Eros ve Psykhe’nin öyküsü nadir rastlanan örneklerdir.
Mitlerde kadınların rolü birbirine karşıt olacak şekildedir.Bir taraftan kaçınılmaz şekilde yaşamın kaynağıdırlar.Diğer tarafta ise tehlikeli,baştan çıkarıcı,acımasız ve yıkıcıdırlar.Aslında mitler insan tutkularını ve davranışlarını yansıttıklarına göre kadınların bu çelişik tavrı nasıl açıklanır?
*
Mitlerin kadınları birbirine karşıt nitelikleri ile ele almalarının bir nedeni,onların cinsel açıdan farklı olmasından kaynaklanır.İnsan,yani erkek farklı olana katlanamaz.Öteki kişi,yani kadın aynı zamanda istenmektedir.Bu durumda hem lanetlenir ve ondan korkulur hem de sevilir ve baş tacı edilir.Bu konuda yapılabilecek bir diğer açıklama,bebeğin annesi ile olan ilişkisi ile yapılabilir.Anne ve bebeği arasındaki temel ilişki sıcak ve koruyucu özelliktedir.Ama aynı zamanda öfkeli ve cezalandırıcıdır.Bu durumda kadınlara karşı ikircikli bir tavır ortaya konur.Kadınlar ve onları temsil eden tanrıçalar,erkeklerin yaşamında beklenmeyen tehlikelerin doğurduğu korkuları simgelerler.
*
Ana tanrıçalar hemen hemen dünyanın her yerinde hem yaşam veren hem de yaşam alan varlıklardır.Onlar toprağın canlı örnekleridir.Bitki ve hayvanların koruyucusudur.Aşkı,evliliği ve analığı simgelerler.Tanrıçalar bu özelliklerin ya tümünü ya da bir kaçını temsil ederler.Nitekim Hindistan’da Kali,Sümer’de İnanna,Babil’de İştar,Filistin’de Astarte,Yunan’da Aphrodite,Demeter ve Artemis,Roma’da Kybele ve Venüs,Mısır’da İsis böyledir.
Mitlerde kahramanların kadınlarla ilişkileri,erkeklerin kadınlara karşı tutumunu göstermektedir.Kahramanların tutumu erkeğin doğasındaki çelişik dürtülerle nasıl başa çıkacağı konusunda öğretici niteliktedir.
*
Girit adasında kral Minos’un labirentinde canavar boğa Minotauros vardır ve her yıl ona canlı gençler adak olarak sunulur.Theseus o yıl boğaya adak olarak yedi genç kızı ve yedi delikanlıyı Girit’ götürmekle görevlendirilen kişidir.Labirent o kadar karışıktır ki içinden çıkılması olanaksızdır.Ancak kralın kızı Theseus’a aşık olur.Ona labirentte kaybolmaması için bir yumak iplik verir. Theseus boğayı öldürür ve ip sayesinde kurtulur.Aynı zamanda kralın kızını da kaçırır.Ama sonra onu küçük bir adada terkedecektir.Mitten anladığımıza göre Theseus daha ruhsal olgunluğa erişmemiş olduğu için kazandığı başarıları henüz hazmedememiştir.Kralın kızı ise bir tarafı ile bir kadındır.Ama kahramanın sahip olmak istediği bir sevgili olduğu gibi aynı zamanda bir ödüldür.Bu öykü insanlara uyarı niteliğindedir.Olgun bir erkek olmanın zorluğunu anlatır.Olgunluğa ermemiş bir erkek için kadın,ister insan biçiminde olsun,ister canavar biçiminde olsun,tehlikelidir ve gerektiğinde yok edilmelidir.
*
Ancak kadınlara eşit haklar tanımayı öneren mitler de vardır.Gılgamış,Enkidu ile arkadaş olmuştu. Enkidu,bir kutsal fahişe tarafından baştan çıkarılırken yakalanan vahşi bir yaratıktır.İki arkadaş birçok canavarı öldürür.Ancak tanrılar da Enkidu’yu öldürür.Günümüzdeki ruhbilimciler bu öyküde,karşı cinse duyulan korku duygularını bulurlar.Canavarların öldürülmesi,kadınlara duyulan korkuyu simgeler.Ama bu korkunun yok edilmesi kadınlardan nefret etmekle veya onlara armağanlar verilerek olmaz.Onlara erkeklere eş statü tanıyarak ve onların da insanlığını onaylayarak mümkündür.
*
Bugün için yaşayan mitler,en üstün ilahi gücü erkek olarak gösterir.Ancak M.Ö.20.000 yılına ait olduğu saptanmış bir Venüs heykelciği,toprağın kadın olarak düşünüldüğünü gösterir.Bu heykelcik çok kaba olmasına rağmen bir kadının göğüs ve kalçalarını oldukça iri şekilde yansıtır.Bu ise yaşamı da veren gücün simgesidir.Efes’li Diana,çocukları emzirme gücünü taşıyan çok sayıda göğüse sahiptir.Herhangi bir niteliği vurgulamak için belirli bir organı çoğaltmak,mitlerin ortak özelliğidir.
Medusa,eski deniz tanrıları Phorkys ve Keto’nun üç kızından ölümlü olanıdır.Başı saç yerine yılanlarla kaplıdır.Perseus,Hades’in başlığını giyerek görünmez olmuş ve Athena’nın yardımı ile onun başını orakla kesmiştir.
Demeter,bereketli toprak tanrıçasıydı.Bulunmuş olan bir kabartmada onun özelliklerini simgeleyen tahıl ve yılanlar açıkça görülür.Demeter,hasatla ilgili her şeyi denetlerdi.Kendisi aynı zamanda evlilik tanrıçasıdır.