Sigmund Freud, düşlerin, insanın bastırılmış, akıl dışı arzularını yansıtan bir sahne olduğunu düşünüyordu. Ona göre düşler, çocuksu isteklerimizin özgürce dolaştığı bir sığınak. Ancak çağdaş bir analist, bu görüşün eksik olduğunu söylüyor: Düşler, sadece ilkel arzuların değil, aynı zamanda derin içgörülerin, ahlaki yargıların ve hatta öngörülerin de aynası olabilir. Gelin, bu tartışmayı daha anlaşılır bir dille keşfedelim.
Freud’un Düş Dünyası
Freud’a göre insan, medeniyetin kurallarına uyum sağlamak için benmerkezci, yıkıcı ve akıl dışı dürtülerini bastırmak zorunda. Bu bastırma, iki yolla işliyor: Yüceltme ve tepki
