Bu Blogu Takip Et

Sayfalar

Translate

12 Aralık 2016 Pazartesi

Biyolojik olarak yeni bir insan yaratmanın etik boyutları

Kültürler ve insanlar: Bir insan yaratmak

Kültürler ve genler çoğu zaman etiksel ve ahlaki bağlamda da kesişiyor. Bu yazıda insan embriyolarında genetik değişiklikler yapmanın, yani bir anlamda biyolojik olarak yeni bir insan yaratmanın etik boyutlarından bahsetmek istiyorum. Bu konu tahmin ederseniz oldukça geniş bir yelpazeye yayılmış durumda ve bütün argümanları burada özetlemenin bir imkanı yok. Onun yerine size önce bu konunun neden bir etik tartışma konusu olduğunu anlatmaya çalışacağım. Daha sonra Steven Pinker isimli ünlü akademisyenin bu konuda yeni kaleme aldığı düşüncelerini eleştirel bir şekilde özetleyeceğim.
İsterseniz neden rütin bir şekide onlarca can aldığımla başlayalım.
Korkunç bir canavar değilim inanın.
2013 yılında biyomedikal bilim dünyası yeni bir gen değiştirme teknolojisi ile çalkalandı. Bakterilerde virüslere karşı savunma olarak evrimleşmiş ‘CRISPR-CAS’ mekanizmasını baz alan araştırmacılar, memeli genomlarında istenen her bölgeyi ucuz, isabetli ve hızlı bir şekilde değiştirebilecek bir teknik geliştirmişlerdi. Bu teknik sayesinde bir hücrenin genomunda istenen bir değişikliği yapmak artık çok kolaylaşmıştı.
Genetik mühendisliğinde yeni bir çağa girildi.
Ben de yeni laboratuarımda bu tekniği denemek istiyordum. Evrimsel olarak ilginç işaretler gösteren ve insanlar arasında büyüme hormonunun aktivesini etkileyen bir genetik çeşitliliğin yüz binlerce yıl öncesinde ortaya çıktığını laboratuarımda göstermiştik. Şimdi bu çeşitliliğin (A ve B versiyonlarının) fonksiyonunu anlamak için yukarıda bahsettiğim tekniği kullanarak, A ve B tipi fareler yaratmak için araştırma fonumdan para(cıklar) ayırmıştım. Açıkçası, bu konuda hiç deneyimim olmadığı için çalışmayacağını düşünmüştüm. Ancak, 2 ay ve 3000 dolar kadar sonra Roswell Park Kanser Enstitüsü’nün fare odalarının birisinde B tipi bir erkek fareyle bakışıyorduk bile. Bir memelinin, insan kadar karmaşık bir canlının, DNA’sını değiştirmiştik.Biyolojik olarak yeni bir insan ile ilgili görsel sonucu

Bunu anlatmamın sebebi, genetik mühendisliğinin ne kadar kolaylaştığı ve en iyi koşullarda bile genetik modifikasyonların insanın ahlâki duyargalarını

3 Aralık 2016 Cumartesi

Hayatı Tüm Gerçekleriyle Kabul Edip Istırap Olarak Gören Filozof: Schopenhauer

1. Herhangi bir şeye inanmayan evhamlı biri olarak anılır. İçinde yaşadığı ortamın sürekli ona kötülük vereceğini düşünmektedir.

Herhangi bir şeye inanmayan evhamlı biri olarak anılır. İçinde yaşadığı ortamın sürekli ona kötülük vereceğini düşünmektedir.
"Kolay değildir mutluluk; kendimizde bulmak çok zordur, başka bir yerde bulmak ise imkansızdır."

2. Gürültüden nefret eder. Ona göre insanların çoğunluğu hor görülmeye layıktır. Kendisi insanlardan uzak ve bencil bir yaşam sürer ancak felsefesi dünyadan el çekmeyi, doğal itki ve güdülerden uzaklaşmayı öğütler.

"İyimserlik dinlerde olduğu gibi felsefede de gerçeklerin yerini almış temel bir yanılgıdır."

3. Bir nevi yeni Budizm düşler ve çileci bir yaşamı destekler.

25 Kasım 2016 Cuma

Buzul çağdaki mamutun soyu neden tükendi?


İnsanların dünyaya yayılmaya başladığı dönemde büyük hayvanların neslinin tükenmeye başladığını bilim insanları yüz yıldır biliyor. Peki bu iki olay arasında gerçekten bağlantı var mı?mamut
Bugün yeryüzünde 10 milyon karmaşık yapıda canlı türü olduğu tahmin ediliyor. Fakat bugüne dek nesli tükenmiş diğer canlıları da dahil edince bu sayı beş milyarı buluyor.
Yani yeryüzünde yaşamış canlı türlerinin yüzde 99'u bugün artık yok.

İş hayatında atasözlerinin önemi ..

Kısa ve özlü, eskiden süzülüp gelmiş, halk ağzını yansıtan özellikleriyle atasözleri her yerde yaygın kullanılır.Kitap ve anahtar
"Emek olmadan yemek olmaz" ('no pain no gain'), "En iyi saldırı iyi savunmadır" ('The best offence is a good defence') gibi örneklerden yola çıkarak her durum için bir atasözü olduğu söylenebilir. Bunun nedeni basit: Atasözleri hayatın her alanına dokunan, bir kişinin ya da bir anın ötesine geçen gerçekler arasında bağlantı sağlayan sözlerdir.
Atasözü yerine başka kelimeler de kullanılıyor bu tür sözler için; kimi özdeyiş der, kimi

Uçak korkusu nasıl yenilir?


uçakImage copyrightİSTOCK
Bazıları uçmayı sevmese de zorunluluktan uçağa binmeye razıdır, bazıları içinse bu tam bir işkenceye dönüşebilir. Uçağa binerken hissedilen bu gerçek korku nasıl yenilebilir?
Uçak kazaları az olsa da bunların haberleri yaygın yapıldığı, görüntüler her tarafa yayıldığı için çoğumuz korkuya kapılırız.
Son birkaç olaya bakalım. Malezya Havayolları'nın 370 sayılı uçuşunu yapan uçağı Hint Okyanusu'na düşmüş, başka bir uçağı ise Ukrayna üzerinde vurularak

19 Kasım 2016 Cumartesi

Kağıt kesiği derin olmasa da neden çok acıtır?

Kâğıtla az çok haşır neşir olan herkes bilir kâğıt kesiğinin çok acıttığını. Dermatologlar bunun tamamen insan anatomisiyle ilgili olduğunu söylüyor.
Dermatolog Dr. Hayley Goldbach'a göre sorunun kaynağı sinir uçlarıdır. Acıyı algılayan sinir uçlarının en çok bulunduğu yerlerden biri parmak uçlarıdır. Yüz ve genital bölgesi de acıya karşı hassastır. Vücudun başka yerlerindeki herhangi bir kesik de can sıkıcı olmakla birlikte, acının şiddeti bu hassas bölgelerdeki kadar yoğun değildir.
Bunu kanıtlayacak basit bir deney yapılabilir. Kağıt tutturmak için kullanılan ataşlardan birini açıp U şeklinde katladıktan sonra yanağınıza, ellerinize ve sırtınıza batırmaya çalışın.
 Kağıt kesiği derin olmasa da neden çok acıtır?

El ve yüz gibi hassas bölgelerde iki uç birden hissedilir; ancak uçlar arasında belli bir aralık yok ise sırta batırıldığında tek noktada acı

11 Ekim 2016 Salı

Yunuslar Hakkında

Yunuslar Hakkında Bilmedikleriniz
Yunuslar da yarasalar gibi yönlerini bulmak ve avlanmak için seslerini kullanırlar. Yüksek frekanslı sesin objelere ya da diğer canlılara çarpıp yansıması sonucu oluşan ekodan faydalanırlar.

Boğulmalarını engellemek amacıyla yunuslar uyuduklarında beyinlerinin sadece yarısı uykuya dalar, bu şekilde uyanık kalan yarısı sayesinde nefes almaya devam edebilirler.

Tüm memelilerden farklı olarak yunusların bebekleri anne karnından kuyrukları önde çıkar.

Yunuslar 260 metre derinliğe kadar dalabilirler.
Her yunusun kendisine has imzası ya da adı olarak adlandırabileceğimiz bir “ıslığı” vardır.