İnsan, zamanın akışında bir yolcu. Ne tam anlamıyla bugüne ait, ne de yarının kesin bir sahibi. Ama geçmiş, onun sırtındaki görünmez bir yük, aynı zamanda elindeki en sağlam dayanak. Geçmiş, sadece yaşanmış anıların birikimi değil; insanın kim olduğunu, neden böyle düşündüğünü, neye inandığını anlamasının anahtarı. Sözlerden bağımsız, bu düşünceyi kavramak, geçmişi bir güç kaynağı olarak görmek, insanın kendi varlığını yeniden inşa etmesine olanak tanır.
Geçmiş, bir aynadır. Orada, çocuklukta atılan kahkahalar, ilk yenilginin buruk tadı, sevdiklerinin yüzünde bıraktığı izler belirir. Bu anılar, sadece

