
Ancak bilim adamları o tarihten bu yana, insanların kendilerini doğal seçilim sürecinin etkisinden kurtarmak için yeterli kaynaklara sahip olup olmadığını merak ediyor.
İnsanoğlu kendisini sert doğa koşullarından, başka hiçbir canlının başaramadığı kadar koruyacak teknolojiler geliştirdi.
Örneğin kutup ayıları, kendilerini dondurucu soğuktan korumak için özel bir yağ geliştirirken, insanlar ayı derisinden yaptıkları giysilerle kendilerini sıcak tutabiliyor.
Peki bu bir anlamda, teknolojide gözlenen dönüşümün, evrim sürecini durdurduğu anlamına mı geliyor?
Bu sorunun yanıtının büyük bölümü genlerimizde yatıyor ve onların sıralaması cevabı bulmamıza yardımcı oluyor.
Bilim adamları, dünyanın dört bir yanından insanların genlerini mukayese ederek, onların ne kadar farklı olduklarını, ne kadar farklı şekilde evrim geçirdigimizi görebiliyor.
Metobolizmamızın, geçmişte sindiremediğimiz bazı şeyleri artık sindirmemizi sağlayacak sekilde değiştiği bir gerçek.
Bunun en açık örneği, laktozda yani süt şekerinde görülebilir.
Yaklaşık 10 bin yıl önce, insanlar tarıma başlamadan, birkaç yaşı aşan hiç kimse süt şekerini sindiremiyordu.
Bugün ise dünyanın çesitli bölgelerinde süt şekeri sindirim oranına bakıldığında, tarımin farklı yerlerde nasıl farklı şekilde geliştiği görülebiliyor.
Örnegin süt şekeri sindirim oranı İrlandalılarda yüzde 99, tarım geleneğinin çok farklı olduğu Güneydoğu Asya'da ise yüzde 5'ten az.
Yine de teknolojimizin ve keşiflerimizin, geçmişte evrim geçirmemizi durdurmadığı bir gerçek.
University College London'dan kalıtım bilimci Profesör Steve Jones, Shakespeare'ın döneminde İngiltere'de yeni doğan her üç bebekten sadece birinin 21 yaşını görebildiğini söylüyor ve ekliyor:
"Tüm bu ölümler, doğal seçilim sürecinin ham maddeleriydi. Bu çocuklarin çoğu, taşıdıkları genlerden dolayı öldü. Şimdi ise yeni doğan bebeklerin yaklaşik yüzde 99'u 21 yaşını görebiliyor."
Steve Jones, "Doğal seçilim süreci, eğer durmadıysa, en azından yavaşladı" diyor.
Bir ABD kasabasında evrim
Amerika Birleşik Devletleri'nin Massachusetts eyeletinde küçük bir kasaba olan Framingham'da, biyalog Stephen Stearns öncülügünde bir ekip, 20. yüzyılın ortasına dek gidip, kasabadaki binlerce kadının tıbbi özgeçmişini inceledi.
Bilim adamları, üreyen kadınları incelediklerinde, en azından Framingham'da evrim sürecinin devam ettigini gördü.
Stephen Stearns, "Doğal seçilim sürecinin temelde boyu azaltacak kiloyu ise artıracak şekilde geliştiğini bulduk." diyor.
Bu, insanların daha fazla yemek yedikleri, sürekli boylarının kısalacaği, kilolarının artacağı anlamına gelmiyor.
Ancak her halükarda tüm bu değişiklikler, tıpkı Darwin'in evrimsel çalışmalarında olduğu gibi çok küçük çaplı ve süreç de çok yavas ilerliyor.
Teknoloji evrimsel güçlerin etkisini sınırlandırmış olabilir ancak bu evrim sürecinin durduğu anlamına gelmiyor.
Tam tersine, küreselleşme dünyasında, tıpta ve genetik biliminde görülen hızlı ilerlemelerle, insanoğlunun yaşamıyla ilgili seçimleri yapma gücü artıyor, daha etkin bazı güçler rol oynayabiliyor.
Evrimin gelecekteki şeklini muhtemelen doğa kadar biz de etkileyebileceğiz.
Bu süreç, dünyanın bizi ne kadar değistirdiğine daha az bağımlı olabilir.
Daha çok bağımlı olacağı süreç ise bizim gelişen dünyayı değiştirme kapasitemiz olacak.
This selection from the seven volumes of Darwin's collected correspondence spans the great naturalist's life and career from university days in Edinburgh to the publication of the epochal Origin of Species in 1859. Pride of place in terms of priority naturally goes to Darwin's youthful and seminal service on the Beagle, yet the whole gathering of letters constitutes a fascinating tale. In communication with an astonishing range of correspondents, Darwin begins his interest in natural science, collects evidence, and forms his theories seemingly as we watch. His correspondence comes from and exemplifies the arguably highest point of written documentation. Darwin and his educated contemporaries were literate enough to make their thought commonly and permanently accessible. Theirs is not the "communication" of the throwaway age of electronic information overload. These letters put us at the elbow of a brilliant man as he gives birth to some of the most significant ideas in the history of science.