Bu Blogu Takip Et

Sayfalar

Translate

25 Ocak 2015 Pazar

Dünyaya popona atılan bir şamar ile gelirsin..


 Çocuk; daha anne rahminden çıkar çıkmaz ayrılık yüzünden korkmaya başlar. Bu ayrılıktan önce onda bir korku yoktur. Çünkü yalnız değildir. Anne rahmi en konforlu yerdir, çocuk orada yüzüp durmaktadır. Hiçbir çaba sarf etmeden tüm ihtiyaçları karşılanmaktadır. Endişe yok, sorun yok, açlık yok, işsizlik yok, savaşlar ve ölüm yok. Anne karnında olduğu için korkuları da yoktur. Korkması için bir sebep de yoktur ortalarda ama rahimden çıktığında hayatının en büyük şokunu yaşar.
Ölüm bile böylesi büyük bir şok değildir. Çünkü ölüm uyarmadan gelmektedir ve büyük olasılıkla da bilinçsiz bir haldeyken gelecektir ona... Çocuk annesinin rahminden çıkarken bilinçli bir haldedir. Aslında ilk kez bilinçli olmaya başlıyordur. Onun huzurla dolu olan dokuz aylık uzun uykusunu altüst etmişsindir ve annesi ile olan bağını kesivermişsindir. Onu annesiyle birleştiren göbek bağını kestiğinde; korku dolu bir birey meydana getirirsin. Doğru yol bu değildir. Çocuğun doğduğu odada çok parlak ışıklar olmamalıdır. Çünkü o; dokuz ay boyunca mutlak karanlıkta yaşamıştır ve narin gözleri ışığı hiç görmemiştir. Tüm hastanelerinizde göze batan ışıklar, floresan lambalar var ve çocuklar ansızın yapay ışığa maruz kalıyor. İnsanların çoğunun gözleri; bu yüzden zayıf bir durumdadır ve sonradan gözlük kullanmak zorunda kalıyorlar. Hayvanların gözlüğe ihtiyacı yoktur. Onların gözleri tüm hayatları boyunca ve ölünceye kadar da sağlıklı durumdadır. Çocuk karanlık bir ortamda doğmalıdır ya da çok hafif bir ışıkta, mum ışığında mesela… Ama doktorlar; çocukların yeni gerçeklikle tanışması için onlara kısa bir süre dahi tanımıyor.
Çocuğu karşılayışları çok çirkince... Çocuğu başağı sallandırıp poposuna şamar atıyorlar. Bu sersemce ayinin arkasında çocuğun nefes almasına yardımcı olmak yatmaktadır. Çocuk annesinin rahminde kendisi nefes almıyordur. Annesi onun yerine nefes alıyor, onun yerine yiyor, her şeyi onun yerine yapıyordur. Ama doktor acele etmekte… Aksi halde çocuk kendi başına nefes alacaktır. Çocuk; bağı kesilmeden, göbeğindeki bağ ile birlikte annesinin kucağına bırakılmalıdır; anneye dokunabilmeli, anneyi hissedebilmelidir. O; titreşimleri hissedebiliyordur. Orasının kendisinin yuvası olduğunun tamamen farkındadır. Bırakın biraz annesiyle kalsın. Annesini içten tanıdığı gibi, dış dünyada da biraz annesiyle tanışsın. Dikkati en çok çeken şey de; çocuğu örtülere sarmalayıp yatağa koymalarıdır. Hayır; o dokuz ay boyunca örtü kullanmadı. Çıplaktı, yatak çarşafları, yastığı yoktu; böylesi hızlı değişiklikler yapılmaması gerekir. Onun; annesinin rahmindeki karışımın bulunduğu tüpe ihtiyacı vardır. Aynı tuz oranına ve aynı kimyasallara sahip olan okyanus suyu mesela; tamamen aynıdır. Bir tüp hazırla ve bırak çocuk orada uzanıversin. Bu sayede onu mükemmel bir şekilde karşılamış olacaksın. Çünkü bu onun tanışık olduğu bir durumdur. Japonya’da bir Zen keşişi bir deney ile muazzam bir şeyi kanıtladı: ‘Üç aylık çocuğun yüzebildiğini…’ Daha yeni doğmuş çocuk bile yüzebiliyor. Çünkü annesinin rahminde de yüzmekteydi. Bu yüzden; çocuğa annesinin rahmine yakın bir deneyim için şans tanımalısın ve kendi kendine nefes almaya başlamadan da göbek bağını kesmemelisin. Ama şimdilerde göbek bağını kesiverip, nefes alması için de şamar atıyorlar. Bu bir zorlama, bir baskı, bir suçtur. Tamamen bilimdışı ve doğaya aykırı olan bir şeydir. Bırak da kendi başına nefes alsın, en fazla birkaç dakika sürecektir. Böylesi bir aceleye gerek yok. Sigaranı iki üç dakika geç içebilirsin, tatlı kız arkadaşınla olan fısıldaşmalarını birkaç dakika erteleyebilirsin. Çocuğa üç dakika veremiyor musun? Çocuğun bundan fazlasına ihtiyacı vardır. Onu sadece kendi başına bırak. Üç dakika içinde nefes almaya başlayacaktır. Nefes almaya başladığında kendini güvende hissedecektir. O zaman göbek bağını kesebilirsin, onun artık bir faydası yoktur ve bu durumda bağı kesişin çocukta bir şok meydana getirmeyecektir. 
Ama dünyaya baş aşağı ve popona atılan bir şamar ile gelmen; senin için hiç de iyi bir başlangıç değildir.

Yaşam ve İnsan için herşey Genel Kültür, Bilgi Bankası

Hiç yorum yok: