Dünya, kimliklerin, sınırların ve korkuların ötesinde; vicdanı önceleyen, daha geniş bir “biz” fikrine muhtaçtır. Bu cümle, yalnızca güzel bir slogan değil; günümüzün en acil felsefi ve ahlaki çağrısıdır. İnsanlık, tarih boyunca “biz”i adım adım genişletti: Aileden kabileye, kabileden şehre, şehirden ulusa… Şimdi ise ulusların ötesinde, gezegenin ortak kaderini paylaşan bir insanlık “biz”ine ihtiyaç duyuyoruz. Bu genişleme, kimlikleri yok etmez; onları aşar. Sınırları kaldırmaz; anlamlarını değiştirir. Korkuyu bastırmaz; onu meraka dönüştürür. Merkezine ise vicdanı koyar: Her insanın acısını, onurunu ve kırılganlığını kendiymiş gibi hissedebilme yetisini.
Kimlikler, aidiyet duygusu verir ama mutlaklaştırıldığında hapishaneye döner. Kwame Anthony Appiah gibi düşünürlerin “rooted cosmopolitanism” (kök salmış kozmopolitanizm) kavramında vurguladığı gibi, köklerimiz –dilimiz, kültürümüz, yerel bağlarımız– değerli olabilir; ancak
Kimlikler, aidiyet duygusu verir ama mutlaklaştırıldığında hapishaneye döner. Kwame Anthony Appiah gibi düşünürlerin “rooted cosmopolitanism” (kök salmış kozmopolitanizm) kavramında vurguladığı gibi, köklerimiz –dilimiz, kültürümüz, yerel bağlarımız– değerli olabilir; ancak